Şeker Portakalı, Brezilya’lı yazar José Mauro de Vasconcelos’un 1968 tarihli romanıdır. Edebiyat dünyasının en ilginç yazarlarından biri olan José Mauro de Vasconcelos yazarlık yeteneğini uzun yıllar keşfedememesi ve hayatın onu bir çok birbirinden alakasız işlere sürüklemesi (boks antrenörlüğünden ressam ve heykeltıraşlara, modellik yapmaya, muz plantasyonlarında hamallıktan gece kulüplerinde garsonluğa kadar) ile çok ilginç bir yazardır.
Hayatında bir çok farklı işte çalışan ve içinde kendine göre bir hikaye geliştiren yazar en sonunda bunu kağıda dökmeye karar verir ve 12 gün gibi kısa bir sürede kitabını tamamlar. Tam on iki günde yazdığı bu romanı “yirmi yıldan fazla bir zaman yüreğinde taşıdığını” söyler. Bu kitabı sayesinde de en çok satanlar listesine giren yazar bir anda kendini farklı bir dünyada bulur.

Kişisel olarak en sevdiğim kitaplar arasında bulunur Şeker Portakalı. Çok sevmeme rağmen çok fazla hakkında konuşmam bu kitap için. Çünkü okumayı düşünenler için olumlu veya olumsuz bir spoiler vermek istemiyorum. Neden bu kadar çok seviyorsun bu kitabı diye soran olursa “alın okuyun ondan sonra konuşmak gerekirse konuşuruz” derim.

Kitaptan Altını Çizdiğim Sözler:

-Onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek.
Destedeki bütün kartları öğrenmiştim. Ama valeleri pek sevmiyordum. Nedendir bilmem, kralın uşağı gibi bir görünüşleri vardı.
-Hayata uzaktan bakarak ilgisizliğimde yitip gitmiş gibiydim.
-Hepimiz büyüktük. Küçük küçük parçalarla, aynı üzüntüden payını alan büyük ve hüzünlü kişiler.
-Masalın nerede bittiğini, hayatın nerede başladığını fark edemiyorum. Bazen suratıma garip bakıyorlar, o zaman uyanır gibi oluyorum.