Sabahattin Ali’nin okuduğum üçüncü kitabı İçimizdeki Şeytan. Okurken olumlu anlamda bazı ön yargılarım vardı ve bitirdikten sonra ne kadar haklı olduğumu anladım. Zaten oldukça akıcı bir dille yazıldığı için hemen bitti diyebilirim. Çok şaşırtıcı bir bitiş çünkü gerçekten ne ara kitap bitti anlamadım buradan da Sabahattin Ali’nin ustalığını bir kez daha anlıyoruz. Konusu basitmiş gibi gözükse de kitap içindeki tasvirleri ve eski dönemlerin İstanbul’u sizi sonuna kadar içine çekiyor. Macide ile Ömer’in oldukça hızlı ama kısacık hikayesi ve diğer karakterler oldukça gerçek.
Konu aşk olsa da kitaptaki herkes son derece zekice kurgulanmış. Bu kadar gerçekçi bir kurgu olunca kitabın adındaki şeytanların da aslında herkesin içinde olduğu hemen ortaya çıkıyor. En iyisi ben daha fazla uzatmayayım siz de bu şaheseri okumadıysanız hemen alın okuyun.

 

 

ALTINI ÇİZDİĞİM YERLER;

İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı.

İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir.

Birbirimize söyleyecek hiçbir şeyimiz yok muydu?

Niçin uyandım?.. Niçin bana kendimi unutturan uykum sürüp gitmedi?

İlkbahar gibi bir mevsimi olan bu dünya, üzerinde yaşanmaya değer… Ne olursa olsun.